Vurgunum
Sabahattin Âli
Seneler sürer her günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme sana dargınım
Söyledim ve ruhumu kurtardım
Sabahattin Âli
Seneler sürer her günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme sana dargınım
Şeyhmus Diken
Daha çok işimiz var
Bu şehirde
Menekşe de
Nâzım Hikmet Ran
Buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
Biliyorum, ben uyurken
"Biz Ölümlerin En Şereflisini, En Onurlusunu Seçtik"
28 Ocak 1982’de İzmit Kapalı Cezaevi’nde idam sehpasında şehit düşen 4 devrimci... Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan, Ramazan Yukarıgöz... Ve 17 Ocak 1981’de onlarla birlikte aynı eyleme katılan, Akyazı’da şehit düşen Ali Aktürk, Metin Adil Toraman...
12 Eylül karanlığında 6 yiğit insan... O dönemler Sanayi Dev-Genç olarak da bilinen ve sonradan Direniş Hareketi’ne evrilen devrimci örgütlenmenin 6 militanı...
Ömer Yazgan, dört çocuklu bir ailenin tek erkek çocuğuydu. Kara Harp Okulu mezunuydu. Yıl 1974, 12 Mart’ın etkisini kırılmaya başlandığı yıllar. Ömer Yazgan ve birçok devrimci gencin birçok şeyi sorguladığı zamanlardı. Geçen süre, Mahir’in teksir halindeki yazılarının okunması ve okulda Dev-Genç çalışmalarının başlaması uzun sürmedi. 78 yılından itibaren Ömer Yazgan, Ankara’nın Nato ve Ege mahallelerinde çalışmalara katılır. İstanbul Piyade Okulu’nda buluşurlar arkadaşlarıyla. Sanayi mahallesi, Gültepe, Çeliktepe, Kağıthane bölgelerindeki eylemlere katılarak, çalışmalarda bulunur Ömer Yazgan, taşıdığı insan sevgisi, yürekliliği, derin adalet duygusu, okuma ve öğrenme tutkusu, eleştirelliği kısacası sahip olduğu kişiliği örnek gösterilecek bir insandı.
Özdemir Asaf
Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Özdemir Asaf
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Özdemir Asaf
Bekle dedi gitti
Ben beklemedim, o da gelmedi...
Ölüm gibi bir şey oldu
Özdemir Asaf
Bir akşam üstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Mehmet Akif Ersoy
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
Tevfik Fikret
Bir kudret-i külliye var ulvi ve münezzeh,
Kudsi ve muallâ, ona vicdanla inandım.
Toprak vatanım; nev'-i beşer milletim...